
Lan nike yaptın en sonunda formanın kralını.Beyaz formaları sevmememe rağmen gidilir alınır asalete bak arkadaş.(çoktandır yazmıyordum centro kızıyor bu duruma:))

8 no'lu turnike önünde buluşuyoruz, turnike önünde bir yazı; "efsane maraton, 90 dakika küfürsüz tezahürat". içeri giriyoruz, az sayıda gençler, daha da az sayıda denizli taraftarı. maratonun solunda "oturan" taraftarlara "ihtiyarlar" deniyor. "ihtiyarlar ayağa!" gazıyla belli aralıklarla ya ayağa kalkıyoruz, ya da tezahüratlara katılıyoruz. takımlar bir anadolu kulübünden beklenen sadelikte kadrolara ve oyun anlayışına sahip. hiç öyle büyük takımlarla yapılan maçlardaki tempo, kendini gösterme çabası yok oyuncularda. gençler'de orhan şam, burhan, biraz cem can, biraz da hurşut meriç var. hurşut'a ayrı bi yer açalım, taraftar goygoyuyla çalışan bi solak arkadaş. "ikinci yarı daha iyi oynar" diyorlar, maratona yakın oynadığında.
denizli'de kimsenin gücüne gitmesin bi numara yok. kafa olarak düşmüşler. kendini kurtarır diyebileceğim bir oyuncu bile yok. belki çağlar, o da bi önceki sene beşiktaş'ın transfer listesinde yer aldığından.
gençlerbirliği... "hep yeşil kalan çamlar ve hep sararan çınarlar." demişti ya savaş dinçel; onlar akmayacaklar, kokmayacaklar da. düşmelerine ramak kalacak, ama cavcav'ın 10bin'in katlarına mal ettiği yabancılar yine kümede bırakacak bu takımı. bugün harbuzzi, kahe, yarın bi başkası.




