27 Şubat 2010 Cumartesi

AY-YILDIZ =ASALET



Lan nike yaptın en sonunda formanın kralını.Beyaz formaları sevmememe rağmen gidilir alınır asalete bak arkadaş.(çoktandır yazmıyordum centro kızıyor bu duruma:))

18 Aralık 2009 Cuma

Kırık Kalpler Durağında

"Tam 5 Yıl, 5 Ay, 27 gündür susuyorum
Yaşıyorum, Görüyorum, Hissediyorum, Düşünüyorum, Yazıyorum
Ama Susuyorum...
Sanırım artık birşeyler söylemenin zamanıdır."

Bu albüm aldı kalbimi eline, sıkıştırdı da sıkıştırdı. Dokundu be Candan'ım.

01. kırık kalpler durağında
02. git
03. kader
04. unutma beni
05. vallahi
06. yalvaramam
07. gözler
08. türkü
09. vay halime
10. unutursun
11. bahar
12. kimin doğrusu
13. özür dilerim
14. nedense sustum
15. ben kimim
16. ninni

7 Aralık 2009 Pazartesi

06.12.2009 Gençlerbirliği - Denizlispor maçı


arkadaşın arkadaşında bulunan bir kombine ve kendimizi ankara 19 mayıs'ta buluyoruz.

8 no'lu turnike önünde buluşuyoruz, turnike önünde bir yazı; "efsane maraton, 90 dakika küfürsüz tezahürat". içeri giriyoruz, az sayıda gençler, daha da az sayıda denizli taraftarı. maratonun solunda "oturan" taraftarlara "ihtiyarlar" deniyor. "ihtiyarlar ayağa!" gazıyla belli aralıklarla ya ayağa kalkıyoruz, ya da tezahüratlara katılıyoruz. takımlar bir anadolu kulübünden beklenen sadelikte kadrolara ve oyun anlayışına sahip. hiç öyle büyük takımlarla yapılan maçlardaki tempo, kendini gösterme çabası yok oyuncularda. gençler'de orhan şam, burhan, biraz cem can, biraz da hurşut meriç var. hurşut'a ayrı bi yer açalım, taraftar goygoyuyla çalışan bi solak arkadaş. "ikinci yarı daha iyi oynar" diyorlar, maratona yakın oynadığında.

denizli'de kimsenin gücüne gitmesin bi numara yok. kafa olarak düşmüşler. kendini kurtarır diyebileceğim bir oyuncu bile yok. belki çağlar, o da bi önceki sene beşiktaş'ın transfer listesinde yer aldığından.

gençler taraftarı apayrı. hep şunu duymuşumdur, "gençler'in taraftarı yok, ne taraftarı olcak abi?!" üniversite öğrencileri, yaşlı radyolu amcalar, çoluğunu çocuğunu kapmış gelmiş anne babalar. hava biraz daha ılık olsa belki artacak şimşekler. küfürsüz tezahürata gelince, sağda solda anne babaları çocuklarını görünce, sinirlenenler en fazla "salak oğlu salak, gerizekalı" ünlemlerini kullanıyor ki akıllara zarar. küfürlü tezahürat edenlerle dalga geçercesine "acemi hakem, hakem dışarı" demeleri beni şaşım şaşım şaşırttı.

goller mustafa pektemek ve bilal çubukçu'dan. 2-0 temiz skor gençler için.



kahe'den çok şey bekliyor taraftar. serdar kulbilge'ye güveniyor. o da 3 kritik pozisyonda uzayarak güzel toplar çıkardı. serdar'a dair bi yazı sipariş edelim CaCo'dan.

gençlerbirliği... "hep yeşil kalan çamlar ve hep sararan çınarlar." demişti ya savaş dinçel; onlar akmayacaklar, kokmayacaklar da. düşmelerine ramak kalacak, ama cavcav'ın 10bin'in katlarına mal ettiği yabancılar yine kümede bırakacak bu takımı. bugün harbuzzi, kahe, yarın bi başkası.

kısacası kendi çiminde kavrulacak bir anadolu kısmetsizliği...

26 Kasım 2009 Perşembe

Rüştü, öpüyorum seni Rüştü, ellerinden öpüyorum, hatta heryerinden öpüyorum Rüştü:)



Ertem Şener yaptı gene yapacağını tamam çok sevindin bizde sevindik de ellerinden öptün yetmedi heryerinden öpmek noluyo :)ilker Yasin ve Sabri Ugan türevi bu arkadaşlarda bu saçmalamalar hep oluyor gerçi ,zannedersem bunlar seçilirken saçmalama kapasite testi de uygulanıyor bunlara.O değilde Rüştü hakikaten hayatının maçlarından birini çıkardı dün gece tebrik etmek lazım.Herhalde Ertemi duyunca maçtan sonra 'Adamı top kurtardığına pişman ediyosunuz amk!' demiştir.


16 Kasım 2009 Pazartesi

AYDİLGE Sarp




İlk albümünden sonra ikincisi ne zman gelir acaba dediğim Aydilge yeni albümle geri geldi 3 sene sonra ,gariptir ben hala ilk albümdeki şarkıları dinliyorum hayır 1000 kez dinle 1001 defa açıp yine dinliyosun öyle bizden öyle aileden sanki abla.İnceden inceden işliyo dinletiyo kendisini.Velhasıl yeni albüm Sobe geldi çok muhteşem şarkılar var yine,ama en güzeller (Şahsi fikirdir hemen hadi len neresi güzel demeyin! ) -canımla,-ah bir sevse, -yükseldin .Kısacası Dinle Dinlet ey okuyucu insanı !

15 Kasım 2009 Pazar

iyi bir teklif gelmesi halinde bobo'yu göndermek


efendim bu terim türk futbolunun sahifelerine altın harflerle yazılması gereken, hatta başka bi futbolcu türk takımından ayrılması durumunda dahi kullanılması şart bir terimdir.

lets hev e kuik luk:

"deivson rogério da silva (d. 9 ocak 1985 gravata), forvet mevkiinde görev yapan brezilyalı futbolcu. top sürüşü çok iyi olan kolay kolay yıkılmayan son vuruşları etkili olan oyuncu." -alıntı wikipedia-

(bu wiki'ye de taraftar taraftar yazıyolar ya şu ifadeleri, ona da tavım ha. "kolay kolay yıkılmayan" ne la?)

şöyle ki; beşiktaş 2005-2006 sezonunda bu arkadaşı corinthians'tan kiralıyor, vay efendim helal olsun tigana hede hödö, yok şöyle yok böyle, "avrupa'nın gözde takımları beşiktaş'ın kapısını çalmaya başlıyor." (bu tırnak içindeki ifadenin de patentini başka bi postta alıcam sözüm söz) aga bobo hakkaten beşiktaş'a bişeyler katarken bunların konuşulması iyi hoş, ancak o zamanlar geçince yine benim güzel basınım ısıtıp ısıtıp bu ifadeyi kullanınca benim sinirlerim oynuyor arkadaş.

bu adam kaça gider nereye gider? yunan takımlarından başka iyi para vermesi muhtemel takım yok zaten, yaz babam yaz. hayır peki bu haberleri duyunca beşiktaşlı yöneticilerin götünün kalkması ve "1598 milyon euroyu getiren bobo'yu alır" demeleri? toşşiks mi geçiyosunuz lan nedir? çok pis isyanım geliyo bak! isyan kapıda!

işin özü, brezilyalı bir forvetin takıma katkı sağlamasını en çok isteyen beşiktaşlılardanım. ha olmadı satılacaksa güzel para getirmesini, yerine kariyerli adam akıllı bi yabancı forvet alınmasını isteyenlerdenim. ama sözüm size beşiktaş yöneticileri; yabancı kontenjanı muhabbeti açıldığında veya bobo 2 gol attığında şu cümleyi kurmayın; "iyi bir teklif gelmesi halindedödedödedö!?!?" bakın literatüre geçtiniz, bari kendinizi nimetten saymayın.

dipnot: patent çalışmalarımız devam etmektedir, fenerbahçeli yöneticiler güiza'yı ve galatasaraylı yöneticiler nonda'yı göndermek istediklerinde "iyi bir teklif gelmesi halinde bobo'yu göndermek" terimi kullanmalarına dair anlaşmalar yapılacaktır. yıllar sonra bobo gittiğinde hala bu terim kullanılacak, futbolcu yad edilmiş olacaktır, fena mı olsundur? böyle iyi bence.

11 Kasım 2009 Çarşamba

Robert Enke (24 Ağustos 1977, Jena - 10 Kasım 2009, Neustadt)



'Alman futbolu, milli bir futbolcudan gelen şok haberle sarsıldı. 2003-2004 sezonunda bir maçlığına Fenerbahçe forması giyen Hannover kalecisi Robert Enke, hayatını kaybetti.
TREN Mİ ÇARPTI İNTİHAR MI ETTİ?
Daha önce Benfica,
Barcelona, Fenerbahçe gibi ekiplerin formasını giyen Enke'ye Neustadt adlı bir kasabada tren çarptığı belirtilirken, alman polisi intihar üzerinde duruyor.
Yerel polis yetkilileri, Enke'nin kendini trenin önüne attığını düşündüklerini ifade ediyor. Olayın şokunu yaşayyan Hannover başkanı Martin Kind, "Ne diyeceğimi bilemiyorum, Olayın nasıl olduğunu bilmiyorum ama maalesef Robert artık hayatta değil" dedi.
2 YAŞINDAKİ KIZINI KAYBETMİŞTİ
2006'da 2 yaşındaki kızını doğuştan gelen bir
kalp rahatsızlığı nedeniyle kaybeden 32 yaşındaki futbolcu, büyük bir yıkım yaşamış, eşi sayesinde hayata tutunmuştu.
Hannover'deki müthiş performansıyla
Almanya'da yılın kalecisi de seçilen Enke, 8 kez Alman milli takımının kalesini korumuştu.'

Milliyet in internet sitesinin geçtiği haber buydu dün akşam.

Başarılı
Borussia Mönchengladbach ve Benfica kariyeri ardından Barcelonaya transfer sadece bir maç forma giyiş ve Fenerbahçeye yine sadece bir maçlık kiralık gelme,bunla yetinmeyip en kısa süreli transfer olarak Türkiye rekoru kırma,Daha sonra 9 maçlık Tenerife macerası dibe vuruş ve akabinde Alman milli takımına kadar uzanan ve Bundesligada en başarılı kaleci de seçildiği Hannover 96 zamanı.Evlat acısına birde kendi hastalığı eklenince durum içinden çıkılamaz bir hal almış ve intihar etmiş denildi.Huzur içinde uyusun.Ama tüm Fenerbahce camiası 2003 ten kalma bir özür borçluydu kendisine o özür havada kaldı.